Bir damla suda boğulan, yüzme bilmese de teknenin en tepesinden atlayan küçük bir kız vardı.
Yıllar geçti. O kız hep aynı kaldı ve hiç büyüyemedi. İçinde yarıklar vardı, kapanmayan. Her suya düşüşünde o yarıklar su dolardı, batardı küçük kız. Ağlardı denizlerde. Dibe batmak isterdi, bitsin isterdi. Deniz bu ya, bitmezdi işte. Kız boğulurdu. Sonrasında baygınlığından ayılır, tekrar boğulurdu her seferinde.
Hayal kırıklıkları kaçardı ciğerlerine.
Başka bir tekneydi bu seferki. Denizde değil de gökte hissetmişti. Teknenin tepesinden denize baktığında, bir şeylerin farklı olacağını düşünmüştü ama olacakları kestirememişti, keşke kestirebilseydi!
Suya bıraktı kendini hafifçe. Yarıklarına su dolmadı bu sefer. Batmadı. Çünkü tek sorun o yarıklardı. Küçük kız yüzmesini bilirdi.
Sonra... Sonra bir acı hissetti kız en kökünden ruhunun. O yarıklar yırtılıyordu daha derin, denizlerden bile. Oysa... ne kadar güzeldi yüzebilmek.
Sonra... Bir döngü oldu bu. Kız tam yüzebildiğini düşünürken tekrar battı, tekrar, tekrar...
Küçük kız denemekten vazgeçmedi, vazgeçmezdi. O hayatındaki en kesin gerçeği keşfetmişti.
Küçük kızın teknesi oydu.
Başkası değil.
23 Kasım 2015 Pazartesi
tekne
19 Temmuz 2015 Pazar
belki?
Uyumayacağım.
O gece seninle karşılaşmayı bekleyeceğim. Küçük bir ata bindim. Yelesi yağmur ve özlem kokan.
Duvarların arasında kayboldum. Uçtum. Düştüm. Yerin-göğün dibi ne fark eder? Nefesim yetmeyecek.
Gördüklerimin buğusu geçer mi gözlerimi kıssam gözyaşlarım düşecek diye korktum. Battaniyenin altı sen kadar sıcak değil.
Kayboldum.
Çok uzaklara gideceğim, bağırarak haykırarak kaçacağım. Ah bi ayağa kalkabilsem, belki seni unutacağım.
Bunu düşündükçe bacaklarımı kesmesem.
Belki.
O gece seninle karşılaşmayı bekleyeceğim. Küçük bir ata bindim. Yelesi yağmur ve özlem kokan.
Duvarların arasında kayboldum. Uçtum. Düştüm. Yerin-göğün dibi ne fark eder? Nefesim yetmeyecek.
Gördüklerimin buğusu geçer mi gözlerimi kıssam gözyaşlarım düşecek diye korktum. Battaniyenin altı sen kadar sıcak değil.
Kayboldum.
Çok uzaklara gideceğim, bağırarak haykırarak kaçacağım. Ah bi ayağa kalkabilsem, belki seni unutacağım.
Bunu düşündükçe bacaklarımı kesmesem.
Belki.
28 Ocak 2015 Çarşamba
vals
Gece görüşüme girse de kafamı çevirdiğimde kaybolan bir gölge gibi içimi korkutuyor.
Alakasız şarkılar çalıyor peşpeşe, saçların senden önce dans ediyor, yaşanmamışlıklar klişesinde. Korkuyorum ve dağılmıyor dumandan bulutlar.
Yabancılar, çok yabancı ikimize. Dolanıyorum saçlarına, saklanacağım bize.
Var olmamıştım ya, yaşatacağım kendimi olmayan kokunda. İzler bırakacağım düşlerinde. Ölüm isteği kalacak damaklarında.
Solup gideceksin, olmamış ama dalından koparılmış bir meyve gibi tadın, damaklarımda.
Dolaşmayı bırak kanımda, süzülmüyorum, kırmızı yok o gölgelerde. Siyah bile koyuluğundan korkuyor o gecelerde.
Gözleri açıkken ölmüştüm aslında ben, ellerini çok özlemişti göz kapaklarım, o gecelerde.
6 Ocak 2015 Salı
fısıltılar
Bana fısıldıyor. Defalarca.
Kulaklarımı tıkamak istiyorum, duymak istediğim tek şey bu. Emin değilim bundan, en son sığınmam gereken şeye sığındım. Ayak parmaklarım uçlarından donmaya başlıyor, ardından bileklerim. Soğuğu iletiyorlar ve kalbimde küçük buz parçaları oluşuyor.
Çok soğuk.
Sana hediye etmek isterdim. Rüyalarımı, uykusuz gecelerimi. Sabahın ilk sigarasını. Buzun keskinliğinden oluşmuş yaralarımı. Fısıltılarımı, damarlarımda gezen.
Uçar mıydın?
Kulaklarımı tıkamak istiyorum, duymak istediğim tek şey bu. Emin değilim bundan, en son sığınmam gereken şeye sığındım. Ayak parmaklarım uçlarından donmaya başlıyor, ardından bileklerim. Soğuğu iletiyorlar ve kalbimde küçük buz parçaları oluşuyor.
Çok soğuk.
Sana hediye etmek isterdim. Rüyalarımı, uykusuz gecelerimi. Sabahın ilk sigarasını. Buzun keskinliğinden oluşmuş yaralarımı. Fısıltılarımı, damarlarımda gezen.
Uçar mıydın?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)