Bir damla suda boğulan, yüzme bilmese de teknenin en tepesinden atlayan küçük bir kız vardı.
Yıllar geçti. O kız hep aynı kaldı ve hiç büyüyemedi. İçinde yarıklar vardı, kapanmayan. Her suya düşüşünde o yarıklar su dolardı, batardı küçük kız. Ağlardı denizlerde. Dibe batmak isterdi, bitsin isterdi. Deniz bu ya, bitmezdi işte. Kız boğulurdu. Sonrasında baygınlığından ayılır, tekrar boğulurdu her seferinde.
Hayal kırıklıkları kaçardı ciğerlerine.
Başka bir tekneydi bu seferki. Denizde değil de gökte hissetmişti. Teknenin tepesinden denize baktığında, bir şeylerin farklı olacağını düşünmüştü ama olacakları kestirememişti, keşke kestirebilseydi!
Suya bıraktı kendini hafifçe. Yarıklarına su dolmadı bu sefer. Batmadı. Çünkü tek sorun o yarıklardı. Küçük kız yüzmesini bilirdi.
Sonra... Sonra bir acı hissetti kız en kökünden ruhunun. O yarıklar yırtılıyordu daha derin, denizlerden bile. Oysa... ne kadar güzeldi yüzebilmek.
Sonra... Bir döngü oldu bu. Kız tam yüzebildiğini düşünürken tekrar battı, tekrar, tekrar...
Küçük kız denemekten vazgeçmedi, vazgeçmezdi. O hayatındaki en kesin gerçeği keşfetmişti.
Küçük kızın teknesi oydu.
Başkası değil.
23 Kasım 2015 Pazartesi
tekne
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)