Sayfalar

21 Kasım 2018 Çarşamba

moonroof

it's just all in my head
all in my head
all of them are just
all in my head

it was a chill night
little before sunrise
i remember all the things you've told me
it felt like a
little glimpse of reality

is unbeing dead
being alive?
is this a simulation
or just a simple lie?

we were staring at the stars
through moonroof
like our hearts
just aloof

you asked me why i was sad all the time
i told you "baby love is just a dime"
i wasn't good with lies
wish you could teach me how

in a parallel universe
maybe another galaxy, in a purse
you were just mine
and i was just yours

we were staring at the stars
through moonroof
like our hearts
just aloof




15 Eylül 2018 Cumartesi

lake inc.


Sakin gölün kıyısında, ıssız bir bankta otururken düşünmeden edemiyorum. Rüzgarın saçlarımı hafifçe okşamasına izin veriyorum. Doğanın yarattığı en harika varlık olarak kabul edilen kendimden başka her şeye hayranlık duyuyorum. Suyun hafifçe dalgalanışına, gökyüzünün solgunluğuna.

Düşünmeden edemiyorum.

Rüzgar saçlarımı gözlerimin önüne getiriyor. Elimle hafifçe kulağımın arkasına itiyorum. Gözlüğümü biraz daha yüzüme yaklaştırıyorum. Şalıma daha çok sarınıyorum.

Düşünmeden edemiyorum.

Neden bu kadar kaçınılmaz olduğunu. Nasıl halen aklımdasın çözemiyorum. Seni neden silip atamıyorum? Günde milyonlarca komplike işlev gerçekleştiren beynim, nasıl böylesine yenik düşebiliyor?

Düşüncelerim yoğunlaştıkça, başım çatlayacak gibi oluyor. Ellerim hafiften titrerken, onları küçük defterime işliyorum. Seni… ve birkaç şeyi daha. Hayat gün geçtikçe, daha da illüzyonlaşıyor gözümde…

Uyarı sesini duyduğumda, derin bir nefesle uyandım.

Kafam çorba gibi. Birçok şeyi hatırlayıp, aynı anda unutuyorum. En mutlu olduğum anları, hüzünlü olanları. Çabuk bitenleri, hiç bitmeyecekmiş gibi gelenleri.

Yaşadığım bütün hayatları.

Önümdeki şeffaf ekrana bakıyorum. Bir şirketin logosu. Altında birkaç şey yazıyor. İsmim… Bu benim ismim galiba. Duygusal denge bozukluğu, anksiyeteye ve kalp hastalıklarıyla ilişkili psikolojik bozukluklara eğilim. 68 deneme gerçekleştirildi. Daha fazlasını okuyamaz hale geliyorum.Yaşadığım hayatlar silikleştikçe, burada neden olduğumu hatırlar gibi oluyorum.

Son 60 saniye. Lütfen gözlerinizi tavandaki ekrana sabitleyin. Entegre bütün sensörlerinizi kapatın. Süreç boyunca kimse ile online, sezgisel ya da direkt iletişimde bulunmayın.
Yanımda birinin endişeli olduğunu hissediyorum. Hissetmiyorum, aslında biliyorum. Hormon sensörlerimi kapatmadım. Kapatmalıyım biliyorum ama ona yardım etmek istiyorum. Gözlerimi hafifçe ona çeviriyorum. Korkak gözleri buluyor beni. “İyi misin?” diye soruyorum. Sesli soramayacağımı bildiğimden, mesajı yansıtıyorum. Bana baktığı an bunu sorduğumu görebiliyor. Buna sezgisel iletişim diyoruz, neden açıkladığımı bilmiyorum. Hafifçe gülümsüyor. Stres seviyesi azalıyor. “Korkma, her şey güzel olacak.” diyorum. “Hem kötü olsa bile, hatırlamayacağız. Silinecek.”Gülümsemesi yüzüne yayılıyor.

Son 10 saniye.

Bilincim kapanıyor.

Ekran, bir zamanlar yaşadığım küçük evin buğulu penceresini andırmaya başladığında, kafamı sola çeviriyorum.

Düşünmeden edemiyorum.

Neden bu kadar kaçınılmaz olduğunu. Nasıl halen aklımdasın çözemiyorum. Seni neden silip atamıyorum?