Çığlık sesleriyle kahkahalar duyuldu bir anda.
Tuvaller yerinden oynadı, çizgiler göz kırptı adeta. Şuradan bir hayat daha koşturdu, sonsuzluğa. Bazısına hüzün kırmızısı şarap dökülmüştü, bazısı kendinden simsiyah.
Bir tanesiyse seviniyordu.
Onun renklerini katabilecekti ruhuna, ilk defa böyleydi ve ilk defa, hayatının sonuna kadar solmayacağını hissetti. Hep canlı kalacaktı. Hep sessiz...
Renklerin ulaşılabilir olması, daha da cezbetmişti onu. Her renk dozunda güzeldi, çünkü fazlası kararacaktı ve kendini hiçlikte bulacaktı.
Her sarsıntısında onu düşündü, acaba solar mıydı renkleri? En son isteyeceği şey, ona ve onsuz kalan renklerine zarar vermekti. Demiştim ya hiç böyle olmamıştı şimdiye kadar.
O "solmayacak" ruh, zamana arkasını dönüp gülümsedi. O gamzeler sansa da, zaman kırışıklar çizdi yüzüne tek tek...
Boşver, kimin umrundaydı?
Solmamıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder