Sayfalar

29 Temmuz 2014 Salı

Karma II

Boyası akmaya başlamış tabloda, tablodaki kadın sanki kayıp giden bacaklarını kurtarmaya çalışır gibi gözüküyordu. Her zamanki gibi, bu onun anlam katmasıydı. Belki gerçekti, belki de hayal.

Tozlu odaya girmeyeli uzun zaman olmuştu, etraftaki tabloları görmenin ona hissettirdiklerini hiçbir şeyin hissettiremeyeceğinden gayet emindi. Bu oda hep sığınak olmuştu, güç vermişti ona. Her zaman bu odanın huzur vereceğini düşünürdü. Onu hiç çözememiş ama hayranlıktan gelen bir incelikle hep sevmişti.

Sevmek, onu renklerin solmayacağına inandırmıştı ama her renk bir gün solmaya mahkumdu.

Tabloların üstünde pişmanlıkla birlikte biraz toz birikmişti, o oradaydı. Elinde bir kadeh kırmızı şarap olan kadın. Üstüne yıllarca pişmanlık, acı, toz ve aklına getirebildiği her şey birikecek olsa bile, o en güzel köşesinde parlamaya devam edecekti.

O tablo, bu küçücük odanın hiç bilinmeyen yerlerine dokunmuştu. Odanın gizli bölmesinde, yerde öylece dururken seyretmişti onu, ilk karşılaşmalarında. Tek gerçek varsa, kadın, tablodaki kadına aşıktı. Küçük, gizli, siyah duvarlı bölmeden onu kaldırmış, odanın en güzel yerine koymuştu.

Tabloyu eline aldı, gizli bölmeyi açtı. Tabloyu bulduğu yere bıraktı. Kader, bir kez daha karmaya tokat atmıştı. Kırmızı şaraplı kadın, odada elmas gibi parladı. Hep orada kalacaktı, ne oradan çıkacaktı, ne kendisi ne başkası onun yerini doldurabilecekti.

Demin baktığı, bacaklarını kurtarmaya çalışan kadının olduğu tabloyu tekrar kucağına alıp, sandalyeye oturdu. Baktığı kadın, kendisiydi. Kendi gözyaşlarının akıttığı bedenini kurtarmaya çalışıyordu. Ondan daha güçlü bir portre.

Savaşıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder