Bir kez daha ekranın düzeltme tuşuna bastı.
Her şey ters, yoldan çıkmışken bir de ekranın bulanıklığı sıkmıştı canını. Neyse ki bunun bir "düzeltme tuşu" vardı, kısa sürede bulanıklık gidecekti. %88, %90... İşte bitmişti. Neden düzelmedi? Ekrana yumruk atmamak için kendini zor tutuyordu. Tuşa sabırla bir kez daha bastı. Bekledi, yine olmamıştı. Bir kez daha...
Yenilgiyi kabul etmişti. Birsürü sekme açtı. Ne kadar hesabı varsa hepsi karşısındaydı. Fotoğrafları, yazıları... Toplasan gerçekte kaç dakika görmüştü o gözleri? Oysa ki bu ekrandan saatlerce bakmışlardı birbirlerine. "Bu ekran hiç böyle yapmazdı!" dedi kendi kendine ve o an aklına geldi.
Belki de sorun kendisindeydi.
Gözlükleri 0,75 olduğu için, genelde takmazdı. Hayret, takınca düzelmişti her şey! Daha net bir şekilde gözlerine tekrar baktı, sanki onu gördüğünde fark ettiği o kısmı delik deşik olmuştu. Ona karşı yenilgiyi kabul etme vakti miydi? O zaman aklına gelir miydi gözlükleri? Belki de onun "düzeltme tuşu", kalbinin aldığı kadar onu çok sevmek değildi.
Bunları bilmenin tek yolu yenilgiyi kabul etmekti. Bir deli bir akıllı hali düşünemedi. Gözleri fotoğrafa takılı kaldı, doldu. Gözünü kırpıp ondan ayrıldığı anda da, gözyaşları döküldü.
Ondan o kadar bile ayrılmaya dayanamamıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder